Bilim Dünyası

20/4/2007

Google’da çalışmak istiyorsanız...

Google’da çalışmak istiyorsanız...
Her ay 100.000 kişinin iş başvurusu yaptığı Google’da çalışmak için önce şirketin anketini çözmek gerekiyor. Adaylara hangi hayvanları beslediği bile soruluyor.

İSTANBUL - Köpek bakıcılığından ya da garsonluktan para kazandınız mı? Tek başınıza mı daha iyi çalışırsınız yoksa takım içinde mi? Peki herhangi bir konuda dünya rekoru kırdınız mı? Doğru cevaplar size Google’da çalışma fırsatı getirebilir.

New York Times’ın haberine göre, şimdiye kadar hep en yüksek not ortalaması olan adayları tercih eden Google, artık kitabı yayınlanmış ya da kendi kulübünü kurmuş ilginç profillere öncelik veriyor. Ayda 100.000’e yakın iş başvurusu alan şirket, en iyi adayı seçebilmek için internet üzerinden bir anket doldurtuyor. Cevaplarda tavırlar, davranış, kişilik ve liseye kadar inen özgeçmiş detayları dikkate alınarak seçim yapılıyor.

Sorular, adayların bilgisayara ilk ne zaman ilgi duyduğundan sivil toplum örgütlerinde çalışma deneyimlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Google matematikçileri tarafından hazırlanan bir algoritma yardımıyla sıfırla yüz arası bir puan alan adayların “kaotik ve rekabetçi” Google kültürüne adım atıp atmayacakları belirleniyor.

ACİL ELEMANA İHTİYAÇ VAR
Google Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Laszlo Bock, sürekli büyüyen markanın yeterli sayıda eleman bulmakta zorlandığından bahsediyor. Bock, geleneksel işe alım prosedürleriyle en iyi adayları göz ardı etmekten endişe duyduklarını da anlatıyor.

HAFTADA ORTALAMA 200 KİŞİYE İŞ İMKANI
İstatistiklere bakıldığında son üç senede Google çalışanlarının sayısının iki kat arttığı görülüyor. Şu an 10.000 elemanı olduğu halde, Bock bu sene içerisinde bu sayının da iki katına çıkabileceğinin sinyalini veriyor. Bu da, Google’ın haftada ortalama 200 kişiye iş imkanı yarattığını gösteriyor. Google’a General Electric’ten geçen Bock, maksimum hızla kalifiye insanlara ulaşmak için yüksek not ortalaması ya da mülakat gibi klasik metodlardan ‘Google’a has’ yöntemlere geçtiklerini belirtiyor.

GOOGLE’A HAS SORULAR:
Psikolog Todd Carlisle tarafından hazırlanan sorular ‘Google’a has’ anlayışı açıkça ortaya koyuyor.

Bu soruların bazıları temel bilgilere yönelik:
* Hangi programları kullanıyorsunuz?
* Hangi internet sitelerine üyesiniz?
Bazıları davranışı ön plana çıkarıyor:
* Çalışma ortamınız düzenli mi dağınık mı?
Bazıları da kişilikle ilgili:
* İçe kapanık mısınız? Yoksa dışa dönük bir karakteriniz mi var?
Bazıları da geleneksel insan kaynakları anlayışını zorlayacak nitelikte:
* Hangi dergilere abonesiniz?
* Hangi evcil hayvanları besliyorsunuz?

Carlisle bu sorular sayesinde, hem iş performansını yükseltecek, hem de Google’ın sosyal ortamını canlandıracak kişilere ulaşılabileceğini söylüyor. Okuldaki başarının her zaman en önemli kriter olmadığına, hatta bunun zaman zaman iş performansına zarar verebileceğine değiniyor. Her yıl personelinin sadece yüzde 4’ünün işten ayrılmasıyla gurur duyan Google, Silikon Vadisi’ndeki diğer şirketlere de, elemanlarının memnuniyetini yansıtan bu rakamlarla fark atıyor.

20/4/2007

Devlet interneti henüz tanımıyor

 Devlet interneti henüz tanımıyor

 

Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Fakültesi öğretim görevlisi ve İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı Doç Dr. Mustafa Akgül internet yasasını NTVMSNBC’ye değerlendirdi. Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğretim görevlisi ve İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı Doç. Dr. Mustafa Akgül, Meclis’te görüşülen internet yasası tasarısının ifade özgürlüğüyle bağdaşmayacağını söyledi. Akgül, devletin vatandaşlar adına zararlı içeriği belirlemesinin internetin gelişimine zarar vereceğini savundu.


9-22 Nisan tarihleri arasındaki İnternet Haftası nedeniyle NTVMSNBC’nin sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Mustafa Akgül, türkiye’de internetin gelişim süreci ve hazırlanan internet yasası hakkında şunları söyledi:


DEVLET “İNTERNETTE KUŞ UÇURULMASIN” MANTIĞI GÜDÜYOR
Devlet interneti bir medya olarak görüyor ama çoğunlukla “marjinal problemler” dediğimiz çocuk pornosu, müstehcenlik gibi yanlarına yöneliyor. İnternetin demokrasi boyutunu ve bilgi toplumuyla bağlantısını, kişisel gelişim ortamı olmasını henüz algılamamış durumda. İnterneti zabtırapt altına alma, “internette kuş uçurulmasın” mantığı ve sivil toplumu dışlayan, çok hızlı bir şekilde hazırlanmış bir yasa bu. Devlet Planlama Teşkilatı’nın Bilgi Toplumu Dairesi’nde 10 kişi görev yaparken, eğer geçerse internet yasasının uygulanması için 65 kişi çalışacak. İnternetin pozitif yanlarını geliştirmek için 10, marjinal problemlerle ilgilenmek için 65 kişinin çalışması bir algılama problemidir.

YASA DEMOKRATİK HAKLARA UYGUN DEĞİL
Hazırlanan internet yasası aslında dar bir alanda çocuk pornosu, müstehcenlik, porno, kumar ve madde satılmasıyla ilgili bir düzenleme. Bunlar Türk Ceza Kanunu’na suç sayılan unsurlar. Fakat, mahkemeler bu düzenlemeleri zaten yapabiliyordu. İkincisi de, “.tr” adresi dışında olan ya da fiziken yurtdışında olan siteler de tasarıya göre resmen engellenebiliyor, mahkemeye gitme zorunluluğu olmadan. Ayrıca Bilgi Toplumu Dairesi’nde çoğunlukla avukatlar ve iletişimciler var. Sosyolog ya da psikologlar yok. Tasarının maksadı şu: İnternette yapılan her suçun failini ne olursa olsun bulalım. Bu uygulama internetin gelişimini nasıl etkiler, maliyeti ne olur, bunlar düşünülmüyor.

DÜNYA DA BAŞA ÇIKMAYA ÇALIŞIYOR, AMA FARKLI METODLARLA
Bu tip problemlerle bütün dünya başa çıkmaya çalışıyor. Avrupa Birliği bu konuda 1999’da Güvenli İnternet projelerini yarattı. Türkiye 1 sene öncesine kadar böyle bir problemin farkında değildi. Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı bu konuya eğilmeye çalıştı, parlamentoda konu oldu, ve şu anda da gündemde bu yasa var. İnternet uluslararası bir yapı, dolayısıyla bir ülkenin kurallar koyup onu tek başına uygulaması mümkün olamıyor ne yazık ki. ABD’de şimdiye kadar bu tasarıya benzeyen iki kanun çıkarılmak istendi, ikisi de ifade özgürlüğüne aykırı olduğu için yasalaşmadı. Yani bütün dünyada internet düzenlemeleri sıkıntılı ve minimal şekilde yapılmaya çalışılıyor.

KORKARIM SİYASİLERİ ELEŞTİRMEK DE SUÇ SAYILACAK
İnterneti kullanan kişinin zararlı yönlerden korunmasına yönelik bir yasa olsa da müstehcenlik gibi ucu çok açık olan bir konunun da yasa kapsamında değerlendirilecek olması doğru değil. Bu tasarıda son olarak cevap hakkı konusu eklendi. Fakat benim korkum son anda Genel Kurul’da da yeni maddeler, siyasileri eleştirmeyi suç sayan maddeler eklenebilir.

MODERN TOPLUMLARA YAKIŞMAYAN UYGULAMALAR
Bu uygulama ilk değil açıkçası. Çin, İran, Suudi Arabistan da daha önce yaptılar. Belarusya’da seçimler sırasında yapıldı. Fakat gelişmiş ülkeler bunları yapmıyorlar. Aksine çok sesli bir yapı istiyorlar ve vatandaşın neyin zararlı neyin zararsız olduğuna kendisi karar versin istiyorlar. Hiçbir ülkede devlet internet konusunda vatandaşlarını koruma yoluna gitmemiştir. Okullarda, halk kütüphanelerinde filtre uygulanması mantıklı bir karar olabilir, fakat bütün topluma filtre uygulanması hiçbir gelişmiş ülkede görülen bir uygulama değildir. Bu uygulama AB yolundaki Türkiye’nin gidişatına uygun değil. Devlet vatandaş için neyin doğru olduğuna karar vermemeli.

İNTERNETTE YENİLİKLER...
İnternet teknolojileri gelişirken bu kadar büyük olacakları düşünülmemişti. E-posta sistemi bu yüzden Amerikan alfabesine bağlı. Türkiye’de ortalama 9 milyon web adresi var, ve bir sitede 250 bine yakın Türkçe blog bulunuyor. Bu talebi karşılamak için sonradan yapılan düzenlemelerle web adreslerinde artık Türkçe karakterler kullanabiliyorsunuz. Aynı şekilde Arapça ve Çince de mümkün. Sadece e-posta adreslerinde ve kullanıcı adreslerinde standarttan farklı karakter kullanmak mümkün değil. Bütün bunların temelinde bireyi ve bireyin ihtiyaçlarını öne çıkarmak var. Ve bu açıdan internet sanayi devriminden daha büyük bir devrim.



« Önceki::Sonraki »

Blogcu ile yapıldı